16 Eylül 2011 Cuma

En umulmadık anda aklıma gelen ve kalıcı kelimeleri yazıyorum 
..yoksa beynimi yemeye başlıyorlar. Herkes yazısı için ilham aradığından bahseder, ilham çok yakın size. Hemen gidin ve aynaya bakın, kendinize, yaşantınıza bakın. Evet, kesinlikle ilham sizsiniz.. Kendi yaşamından içinden ilham almalı insan ve başka yaşantılarla yoğurmalı yazısını.. Görmeli, duymalı, hissetmeli.. Yazısınını hissederek yazmalı ki okuyana hissettirebilsin...

4 Ağustos 2011 Perşembe

Bazen Yenilirsin

Bazen yanında olmasını istemediğin birini bile kaybetmekten korkarsın, bazen müzik bile düşünclerinin sessini bastıramaz, bazen seni bırakıp giden birine ihtiyaç duyarsın, bazen dayanamayacak gibi olursun ama tek bir söz çıkmaz ağzından, hepsi boğazında düğümlü kalır bazen, bazen de aşık olmak istersin, bağlanmak istersin hiç sorgulamadan ya da tamamen umursamaz olmak istersin, ne varlığını ne de yokluğunu hissetmek istemezsin bazen..
Ama hiçbir zaman tamamen bırakamazsın kendini birisine, hep bir parçanı bırakırsın.. Gidince yeri dolmayacak parçalarını verirsin hep başkalarına. Sonra onlar gidince kendinle baş başayken fark edersin yokluklarını. İşte budur kaybetmek, bu yüzdendir yenilişimiş..

29 Temmuz 2011 Cuma

Ruh Yansıması

 Bir bedenin yahut bir suratın güzelliği ruhdan gelir. Ruhu yansır insanın bedenine de suratına da.. O yüzden insan önce ruhunu temizlemeli çirkinlikten uzak tutmalı. Mesela kimisi vardır istediği kadar çirkin bir dış görünüşe, fazla kilolara sahip olsun yüzüne baktığınız zaman huzur bulursunuz, gözlerindeki anlam temizlik ya da olgunluk etkiler sizi. Ama kimisi vardır ki dünyanın en güzeli olsa yarısı kadar etkileyemez sizi çünkü içi kötüdür, ne acı çekmiştir ruhu ne olgunlaşmıştır ne de iyilikle güçlenmiştir. Sadece kin vardır, nefret vardır, güçsüz bir ruhdur onunki..

26 Temmuz 2011 Salı

Aynalar şehrindeyim burda herkes aynı, nereye dönsem aynı insanları görüyorum. Peki ben neye benziyorum? 

16 Haziran 2011 Perşembe

Işığın Umudu

 Bazen hayatımız öyle bir çıkmaza girerki ne yapacağımızı, nereye gideceğimizi, kime sığınacağımızı bilemeyiz. Hayatımızın karanlık anlarıdır bunlar, biri ışığı yakmadığı sürece kayıbızdır bu zamanlarda..
 Sonra yanıltıcı bir ışık çıkagelir.. Ama o an, o ışığın hayatımızı aydınlatacak olan ışık olmasını o kadar isteriz ki, o kadar inanırız ki.. Bir gün, bir mum gibi eriyip biteceğini unuturuz.
 Evet, o ışık güneş değil. O sadece geçici bir süre aydınlatıp sonunda seni kendi karanlığa daha da umutsuz ve yalnız olarak terk edecek olan küçük bir mum ışığı. Ne içini ısıtabilir ne karanlığını yok edebilir. Kısa bir süreliğine misafir olur yüreğinin karanlığına sadece..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Birisi ve Başkası

 Çoğu insan kendini herhangi birisi olarak düşünmek istemez. Herkes özeldir kendince, farklıdır başkalarından. Birisi olan insan açıkça belli eder kendini düşünceleri olsun, sözleri olsun, bakışları olsun.. O herkes gibi konuşur, herkes gibi bakar ama bunun farkında değildir genelde. Birisinin gözlerinde parıltı yoktur. Hayat koşuşturması içinde kaybolup gitmiştir. Her şeyin çok içinde ve çok dışındadır. Kendi olamaz asla, kendini unutmuştur; herkes gibi olmaya çalışırken. Ama bazı insanlar vardırki bu koşuşturma içerisinde oturup düşünürler ben nerdeyim, ben kimim, neden diye sorarlar. Onlar kendileri gibidirler. Birilerinin düşüncelerine aldırmazlar. Kendileri gibi düşünüp kendileri gibi davranılar basmakalıp toplumsal kuralların onlar için önemi yoktur. İstedikleri gibi davranırlar olmak istedikleri kişi olurlar. Bazen herkes gibi gürünürler ama düşünceleri ruhları bambaşkadır onların. Gözlerinden anlarsınız zaten çok farklı bir parıltı vardır onların gözlerinde. Tabii ki bunu fark edebilmek için çok dikkat bakmak, çok iyi dinlemek gerekir. Herkes görmezler onları ama bazıları fark eder. Birileri de fark eder başkalarını, yaptıkları işleri, başarılarını, mutluluklarını.. Bir an imreniler başkalarına ben neden böyle değilim derler, tam düşündükleri sırada telefon çalar ve hayat koşuşturmasına geri dönerler. Onların kısır döngüsü olur hayat aynı monotonlukla geçer gün ve zamanla hiç bir iz bırakamadan sönüp giderler...

13 Şubat 2011 Pazar

Aynalar Şehri

Bir şehir düşün görmek istediğin her şeyi gördüğün bir şehir. Bu şehir öyle eski, öyle büyük olsunki milyonlarca farklı yaşam, milyonlarca farklı hikaye sığsın içine. Bu şehir kocaman bir ayna olsun sana baktığın şekilde baksın.. 
Çarpıklıkların ahenginden oluşan bu şehirde modern yaşamla tarih buluşsun. Kalabalık ve gürültülü olan bu şehirde hala yalnızlığı ve kuşları dinlemeye çalışan insanlar olsun. Biz o insanlardan olalım bu aynalar şehrinde.